Trafik sigortam olmadan yakalanırsam ne olur?

Trafik sigortanız olmadan yakalanırsanız ne olur? Trafik sigortası fiyatlarının yükselmesi, hatta katlanması nedeniyle trafikte sigortasız dolaşan araç sayısı artış gösterdi. Trafik sigortası fiyatlarının yükselmesi, hatta katlanması nedeniyle trafikte sigortasız dolaşan araç sayısı da arttı. Fiyat artışıyla birlikte sigorta yaptırmayan araç sayısı bir anda 700 bin daha arttı. Böylece toplam rakam 3 milyon 800 bine ulaştı. Öte yandan kaza sonrasında sürücünün ağır kusurlu bulunması halinde, sigorta şirketleri karşı tarafa ödediği parayı, bu sürücüden tazmin ediyor. Üstelik yeni düzenlemeye göre, sürücünün kendisi kazada ölse bile, şirketler varisin kapısına dayanabiliyor. Trafik sigortası sürücüleri bu şekilde zorlarken, sigorta yükünden kaçanlar, polisler tarafından yapılan çevirmelerde yakalanabiliyor. Sigortasız yakalandığınızda, polisler önce aracın plakasını sisteme giriyor. Eğer bu işlemi yapan bir asayiş polisiyse, trafik ekiplerine haber veriyor..

Olay yerine gelen trafik polisleri ilk başta sürücüye ceza kesiyor. Ardından çekici çağrılıp araç otoparka taşınıyor. Bu arada, aracın bulunduğu yerin otoparka mesafesi bir anlam ifade etmiyor. Çevirmeye otoparkın kapısında girmiş olsanız bile, yine de çekici çağrılıyor. Yani aracınızı otoparka kendi götürmek isterseniz, buna izin verilmiyor. Ancak yakalandığınız anda polisle konuşup plakanızı sisteme girmeden önce sigortanızı yaptırabilirseniz, aracı bağlatmaktan kurtarabilirsiniz. Araç bağlandıktan sonra ilk iş, bir sigorta acentesi bulup sigorta yaptırmak. Fiyatlar şirketten şirkete değişiyor. Hatta arada çok uçuk farklar çıkıyor. Bu yüzden fiyat araştırması iyi yapılmalı.. Sigortanızı yaptırdıktan sonra ilçe emniyet müdürlüğüne gidip, trafikle ilgilenen bölümden bir belge almanız gerekiyor. Bu işlemi ruhsat sahibinin yapması gerekiyor. Ruhsat sahibinin ehliyeti yoksa, buraya ehliyeti olan biriyle gitmeli. Çünkü belgeyi vermeden önce, ruhsat ve ehliyet fotokopisi isteniyor. Her şey tamamlandıktan sonra, aracınızı teslim alabileceğinize dair bir belge veriliyor.. Belgenizi aldıktan sonra otoparkın yolu açılıyor. Otoparkın işletmecisine kağıdı verip aracınızı almadan önce, çekici ve park ücreti ödemeniz gerekiyor. Şunu da belirtelim, otopark işletmecisiyle pazarlık yapabilirsiniz. Ücreti ödedikten sonra anahtarı alabilirsiniz.. Sigortasız araç kullanmanın cezası 92 TL. Bunu da 15 gün içerisinde öderseniz yüzde 25 indirim yapılıyor. Çekici fiyatları 100 – 150 TL arasında değişirken, otoparkın günlük ücreti ise yerine göre 10 – 20 TL arasında. Yani sigortasız araç yakalattığınızda, trafik sigortasından hariç ortalama 200 lira civarında para ödemeniz gerekiyor..(otohaber)Kaynak: Trafik sigortanız olmadan yakalanırsanız ne olur

Poliçenizi yenilemeyi unutmayın!

Poliçenizi yenilemeyi unutmayın!

 

Sigorta poliçelerinin zamanında yenilenmesi, güvencenin devamlılığını sağlamak ve ihtiyaç olan yeni teminatların eklenmesi açısından oldukça önemli. Bu nedenle poliçelerinizi mutlaka yenileyin ve ileride bir problem yaşamayın.

Kendinizi, sevdiklerinizi ve mal varlıklarınızı risklere karşı korumanın en kolay yöntemlerinden biri olan sigorta, alınan limit ve teminatlar doğrultusunda zararı maddi olarak karşılıyor. Böylece beklenmedik büyük masraflar bütçeye zarar vermemiş oluyor. Sigorta poliçesi, ömürlük yaptırılmıyor. Bu poliçelerin her yıl yenilenmesi gerekiyor. Hepimiz biliyoruz ki risk her zaman var. Bu yüzden, geçtiğimiz yıl risk yaşamadım diyip poliçenizi sakın ola ki sonlandırmayın. Çünkü bir sonraki yıl, başınıza neler geleceğinizi bilemezsiniz.

Eksik teminat varsa…

İhtiyaçlara göre poliçede yazılı teminatlar her yenilemede yeniden şekillenebiliyor. Poliçe yenileme sürecinde gözden kaçıraca- ğınız küçük bir detay, olası bir hasar durumunda mağdur olmanı- za neden olabiliyor. Bu nedenle yenilemelerde dikkatli olmak, ihmal etmemek, yeni bir sigorta yaptırıyormuşçasına teminatları yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Çünkü ihtiyacınızın olmadığı- nı fark ettiğiniz teminat da eksikliğiniz hissettiğiniz teminat da size maliyet avantajı sağlayacaktır. İhtiyaçlarınızı karşılayan bir poliçe oluşturmak için sigorta danışmanınızdan yardım alabilirsiniz.

Zamanında yenileme kazandırıyor

Poliçesini zamanında yenileyen tüketiciler hasarsızlık indirimini kaybetmemesi, ek fiyat indirimi gibi bazı kazanımlar da elde ediyor. Sigorta şirketleri sağlık sigortalarında sigortalılarına azami iyi niyet prensibine aykırı hareket edilmediği durumlarda risk kabulleri sonucu ömür boyu yenileme garantisini verebiliyor. Bu ödüllendirmeler için poliçe bitiş sürelerinin takip edilmesi ve vaktinde yenilemelerin yapılması gerekiyor.

Doğru teminata doğru fiyat

Sigortalının, poliçesini yenilerken bir önceki ile yeni düzenlenen poliçe arasında teminat ve özel şart farkı olup olmadığını incelemesi gerekiyor. Bu, olası bir durumda mağduriyeti önleyebiliyor. Her konuda olduğu gibi poliçe maliyetleri birçok kişi için belirleyici kıstasların başında geliyor. Doğru teminatı doğru fiyata almak önemli. Bu nedenle satın alınacak poliçe çok iyi okunmalı ve gerekli gereksiz maliyetleri artıran kalemleri belirledikten sonra acentenizle değerlendirme yapmalısınız. Sigortacınız, riski doğru tanımlayıp, sigortalılara uygunluğunu ölçümleyerek yol haritası çıkaracaktır.

Yenilemelerde bunlara dikkat!

  1. Öncelikle karşılaşabileceğiniz olası riskleri, ihtiyaçlarınızı iyi tespit edin.
  2. Ek ve özel şartları mutlaka dikkatlice okuyun. Şirketlerin sunduğu yeni teminatları ve ürünleri inceleyin, eksik teminat olup olmadığına mutlaka bakın.
  3. Yenilenen poliçenizde, poliçe şartlarının bir önceki yıl ile aynı olup olmadığını kontrol edin.
  4. Yenilediğiniz sigorta poliçesinin konusunu oluşturan sigorta ürününün ihtiyacınız olan tüm risklerini kapsayıp kapamadığını detaylı araştırın.
  5. İhtiyacınız olan teminatlardan daha az prim ödemek için vazgeçmeyin. Aldığınız teminatlardan emin olun ve poliçeye sahip olmak için aceleci davranmayın.
  6. Farklı branşlardaki risklerinizi bir araya getirmek için uygun paketler olup olmadığını sorun.
  7. Sigortacınıza, sigortalanacak olan değerinizle ilgili olarak tam, doğru ve güncel bilgiler verin.
  8. Eğer kurumsal sigortalıysanız iş kolunuza özel teminatların poliçenizde yer almasını sağlayın.
  9. Kurumsal sigortalılığın sürekliliği adına, poliçe yenilemelerinde risk analizlerinizin tekrarlanmasına da özen gösterin.
  10. Tüm sigorta ürünleriniz için poliçe bitiş süresinden önce yenileme işlerimizi bitirmiş olun. Böylelikle şirketinizin size sunduğu avantajları kaybetmemiş olursunuz.

Bir afet daha yaşamadan sigortanızı yaptırın…

Bir afet daha yaşamadan sigortanızı yaptırın…

Uzmanlar sele, doluya, fırtına hatta hortuma karşı vatandaşı uyarmaya devam ediyor. Her hava karardığında panik olmaktansa sigorta yaptırarak endişelerin önüne geçmek mümkün. Çünkü sigorta şirketleri sundukları konut, iş yeri, araç ya da tarım poliçeleri ile olası risklere karşı teminat veriyor, zararların minimuma inmesini sağlıyor.

HAYATIMIZ SİGORTALI

Dolu, fırtına, sel geldi geçti, ama izleri hala birçok yerden silinmedi. Sokaklarda yürüdüğümüzde hala birçok evin silahla taranmış gibi mantolamalarının hasar gördüğünü, araçların üzerinde göçükler olduğunu görüyoruz. Dua ediyoruz ki o afette bir cana zarar gelmedi. Maddi zararlar sigorta şirketlerinde bir bir siliniyor. Sigortası olanlar bu konuda oldukça şanslıydı…

İklime bağlı doğal afetlerde önemli oranda artış var. Sigma’nın 2017 yılı verilerine göre; 2016 yılındaki afetlerin yüzde 92’si iklim değişikliğinden kaynaklandı.


Doğal afetler sonucu meydana gelen ekonomik kayıpların önemli bir bölümü, konut, işyeri, trafik, tarım, sağlık gibi birçok branşta hizmet veren sigorta sektörü tarafından karşılandı. Ülkemizde en çok karşılaştığımız doğal afetler arasında ilk sıralarda yer alan sel felaketinde yılda 150 milyon TL’nin üzerinde maddi kayıp yaşanıyor. Hatta bu yıl, yaşanan doğal afetlerin ardından bu rakam ortalamayı oldukça aşmış durumda diyebiliriz.

Türkiye Sigorta Birliği’nin ağustos ayı başında yayımladığı verilere göre, 18 Temmuz’da İstanbul’da yaşanan sel felaketinin ardından sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketlerine başvuran vatandaşlar tarafından, 7 bin adet ve toplam 116 milyon TL’lik hasar bildirimi yapıldı. 27 Temmuz tarihinde yine İstanbul’da yaşanan sel felaketinde ise bu rakam hasar adedinde 22 bin, hasar bildiriminde ise 168 milyon TL oldu. 21 Temmuz’da Gökova’da yaşanan depremin ardından ise 800 adet hasar başvurusu ve 12 milyon TL’lik hasar ödemesi başvurusu yapıldı.

Risk giderek büyüyor

Küresel ısınma, iklim değişikliği devam ediyorken böyle bir riskin bir daha yaşanmayacağının garantisini verebilir miyiz? Tabii ki hayır. Sel de dolu da fırtına da hatta hortum bile her an canımıza ya da malımıza zarar verebilir. Uzun zaman önce sel haberi görüntüleri, bodrum katlardan kova ile su boşaltan insanlardan ibaretti. Ancak iklim değişiklikleri ve araç sayısındaki artış sonucu artık her sel felaketinde yollarda yüzen, kapalı otoparklarda mahsur kalan araçlar da haber olmaya başladı. Bu tür durumlara karşı hazırlıklı olmak için öncelikle kasko, konut ve iş yeri sigortalarını yaptırmak ve bu teminatları standart olarak veren şirketleri ve poliçeleri tercih etmek lazım.


Afetler dolayısıyla yaşanan can ve mal kayıpları kişilerin dikkatini bu alana çekiyor. Sigorta sektöründen hayatı kolaylaştırmak adına destek almayanlar, maddi ve manevi korumak istediklerini, bu tip doğa olayları risklerinden sakınmak için sigorta yaptırmaya başlıyor.

Memnun Sigortalı

Dolu çatısını yıktı, sigorta şirketi 22 bin TL ödeme yaptı
Bunlara dikkat!

  • Sigortalılar poliçenin oluşturulmasından önce ihtiyaçlarını belirlemeli
  • Hata yapmamak için sigorta aracılarından veya sigorta şirketlerinden destek almalı
  • Poliçe aşamasında sigortacıya eksiksiz olarak bilgileri iletmeli
  • Risklerini karşılayacak limitlerde teminat almalı
  • Seçtikleri teminatlara ait bilgilerin poliçede eksiksiz ve doğru olarak yer alıp almadığını kontrol etmeli
  • Hasar anında poliçenin nasıl devreye gireceği gibi konularda bilgi edinmeli

Poliçesini aldığı gün dolu yağdı

Dolu öncesi işittiğim bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Televizyon kanalları, haber siteleri dolu ve sel afetinin yaşanacağıyla ilgili uyarıları yaptıktan sonra bir vatandaş hemen acentesinin yolunu tutmuş. Evini aracını afet yaşanmadan bir gün öncesi doluya karşı sigortalatmış. Sigortaları öğlen saat 12.00 gibi onaylanmış ve başlamış. Aynı günün akşamı saat 17.00 gibi dolu yağışı başlamış.


Vatandaşın aracı doluda hasar görmüş. Ve zararı sigortasınca karşılanmış. Şimdi vatandaş “İyi ki sigorta yaptırmışım” diyor. Kim bilir belki de sigorta yaptırmamış olsaydı sigorta priminin kat be kat üzerinde hasar masrafı ödemiş olacaktı. Sadece araçlar için geçerli değil bu durum, evinin çatısı uçanlar, camları kırılanlar, evini su basanlar da sigortalıysa eğer poliçelerinden yararlandı.

Bu risklere karşı hangi sigortaları yaptırabilirsiniz?

Eviniz için: Konut Sigortası

İş yeriniz için: İş Yeri Paket sigortası

Aracınız için: Kasko Sigortası

Tarım alanları için: Devlet Destekli Tarım Sigortaları

Sigorta ile zararlar minimuma iniyor

Sonbaharın ortasındayız ve sele dönüşecek yağmurları, fırtınayı bekliyoruz diyebilirim. Bu aylarda her birimiz teyakkuzdayız. Her birimiz gerekli önlemleri önceden almalıyız. Bu önlemlerin birincisi ise sigorta yaptırmak. Yaşanan afetler yıkımlara neden olurken sigorta şirketleri sundukları konut, işyeri, araç ya da tarım poliçelerinde bu risklere karşı teminat veriyor; zararların minimuma inmesini sağlıyor.


Sel, fırtına, hortum ve dolu riskleri aynı zamanda yangın sigortası genel şartlarınca ek sözleşmeyle temin edilecek risklerden. Sigortalılar konut ve iş yerleri için yangın sigorta poliçelerini veya araçları için kasko poliçelerini satın alırken bu teminatları ek teminat olarak primini ödeyerek temin edebilirler.

“Ev veya iş yeri adreslerinde hasar tespiti yaptık”

Sigorta ürünleri ek teminatlarla birbirinden ayrışıyor. Kasko sigortası doğal afet risklerine karşı güvence sunarken; trafik sigortası doğal afetlere bağlı oluşacak riskleri güvence altına almıyor. Konut ve iş yeri sigortalarına baktığımızda da poliçelerin genel olarak dar kapsamlı, standart teminatlı ve geniş kapsamlı olarak sınıflandırıldığını ve kapsamlarına göre teminatların da farklılaştığını görüyoruz. Dolayısıyla sel, fırtına, şiddetli kar yağışı ve dolu gibi doğa olayları genel olarak poliçe kapsamında yer almakla beraber, tüketicilerimizin tercih ettiği poliçe türüne göre teminat kapsamları belirleniyor.

Temmuz ayında, mevsim normalleri dışında yaşadığımız beklenmedik hava muhalefetleri şehrin birçok noktasının su basmasına, ulaşımın ciddi biçimde aksamasına ve birçok ev, iş yeri ve aracın hasar görmesine yol açtı. Bizler, dolu ve selin yol açtığı kasko hasarlarında, servislerde yaşanan aşırı yoğunluktan kaynaklanabilecek gecikmeleri önlemek için tüketicilerimizin ev veya iş yeri adreslerinde hasar tespiti yaptık. Hasar tespiti çalışması sonucu belirlenen tutarı ise çok hızlı bir şekilde hesaplarına ödeyerek, müşterilerimizin mağduriyetlerini asgari düzeye indirdik. Bununla beraber, kasko poliçesi müşterilerimizi yaşanan bu dolu felaketinden kaynaklı göçük hasarları karşısında ek bir güvence altına alarak, bu hasarların onarımlarını anlaşmalı servislerimizde yaptıran veya hasar tutarının ödemesini hasar tespiti sonrası şirketimizden nakden alan müşterilerimize, poliçelerinin Ergo’dan yenilenmesi durumunda kasko hasarsızlık indirimini korumayı vaat ediyoruz.

Bu riskler muafiyetli mi?

Afetlerin yaratabileceği kayıplardan korunmak isteyen bir tüketici poliçesini yenilerken iki ana duruma özellikle dikkat etmeli. Bunlardan ilki poliçesinde olup olmaması, ikincisi muafiyetli, belirli bir limit ile sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı, diğer değişle muafiyetsiz güvence altına alınıp alınmadığıdır. Ek teminat olarak sunulan riskler, tercihe göre bazı tekliflerde prim tutarını düşürme etkisi göz önünde bulundurularak, “muafiyetli” olarak tercih edilebiliyor. Muafiyetli teklifler, primde avantaj sağlıyor, ama hasar esnasında özellikle büyük hasarların gerçekleştiği durumlarda önemli kesintilere yol açıyor.

Poliçelerinizi gözden geçirin

Poliçelerin birçoğunda sel, dolu, fırtına, hortum gibi bu teminatlar standart olarak sunuluyor, ancak yine de sigortalılar satın aldıkları poliçelerde bu teminatların olup olmadığını kontrol etmeli. Devlet Destekli Tarım Sigortaları’nda hortum teminat altına alınabiliyor. Hortum riski fırtına teminatının kapsamında yer alabiliyor. Genel şartlar kapsamında 10 metre yükseklikteki hızı saniyede 17.1 metre 7 bofordan esen rüzgarlar fırtına tanımına giriyor ve teminat veriliyor. Hortum olaylarında da rüzgar hızı minimum 8 bofor seviyesinde olduğundan hortum riski de sigorta kapsamına giriyor.


Sizin yapmanız gereken sel, dolu, fırtına ya da hortum riskine karşı teminat altında mısınız öncelikle poliçelerinizi gözden geçirmek. Eğer bu risklerden biri dahi kapsamda değilse hemen acente ya da sigorta şirketinizle irtibata geçerek poliçenize ek teminatlar isteyin. Fakat ilk defa sigorta yaptıracaksanız da bu risklerin poliçenizde olup olmadığını mutlaka kontrol edin, sonra poliçenize onay verin.

Konut, işyeri poliçelerinde bu riskler genellikle “ek teminat” olarak adlandırılan ve ayrıca ilave edilmesi gereken teminatlar arasında bulunuyor. Öncelikle bu olaylar neticesinde oluşacak hasarın kapsamda olması için ilgili teminatların poliçeye dâhil edildiğinden emin olmak gerekiyor.

“İhtiyaçlara göre, esnek, özelleştirilebilir ürünler sunuyoruz”

Müşterimizin her daim yanında olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Sel, fırtına, hortum, dolu gibi bir afet yaşandığında müşterimizin evlerinde, işyerlerinde veya araçlarında oluşan hasarları da teminatları kapsamında karşılıyoruz. Hizmetlerimizi ihtiyaçlara göre, esnek, özelleştirilebilir seçeneklerle sunuyoruz. Müşterilerimiz sel/su baskını, fırtına, dahili su ve doluya karşı evlerini, konutlarını, site ortak alanlarını yangın paketi ürünlerimizle sigortalatabilirler. Bu teminatları, bazı ürünlerde otomatik bazı ürünlerde müşterinin seçimine bırakıyoruz. Tüm ev sigortası, eşyam sigortası, tüm işyeri sigortası ve site paket sigortası şeklinde ürünlerimiz bulunuyor.

Allianz Türkiye olarak önceliğimiz, hızlı ve etkin servis ile müşterilerimizin memnuniyetini en üst düzeyde sağlayabilmek. Bu kapsamda sigortalılarımız hasar dosyalarıyla ilgili süreçleri, “Allianz’ım” isimli mobil uygulamamız üzerinden ya da web sitemiz, çağrı merkezimiz ve acentelerimiz gibi diledikleri kanallardan kolayca takip edebiliyorlar. Ayrıca mobil uygulamamız ya da web sitemizden başvurularını takip edebiliyor, varsa eksik evraklarının listesini görebiliyor ve gereken bu evrakları çok hızlı ve kolay bir şekilde yükleyerek dosya sürecinin daha hızlı sonlandırılmasını sağlayabiliyor. Bunların yanında, kısa bir süre önce hayata geçirdiğimiz Mobil Hasar Danışmanı mobil uygulamamız sayesinde, konut ya da araçlarında ufak çaplı hasar bulunan sigortalılarımız, bu uygulama üzerinden teknik hasar uzmanlarımız ile video görüşmesi gerçekleştirebiliyor ve hasar tazminatının en kısa sürede ödenebilmesi için gerekli yönlendirmeleri alabiliyorlar.

Eksik hasar ödemesi almamak için…

Sel riski, doğal afetler arasında deprem riskinden sonra en başta gelse de aslında yapılan meteorolojik uyarılar sayesinde önceden önlem alınabildiğinden olası can ve mal kayıplarını azaltmak mümkün. Bu önlemlerden biri de tabii ki sigorta güvencesi altına alınabilmek. Yaşanan sel, hortum gibi riskler yıkımlara neden olurken sigorta şirketleri sundukları konut, iş yeri ve kasko poliçelerinde sel ve su baskınlarına karşı teminat veriyor. Sel, fırtına, dolu riski poliçelerde açık açık teminat olarak yer alıyor. Sigorta yaptırırken özellikle sel teminatı için rizikonun bina içerisindeki konum bilgisinin (bodrum, giriş, arakat vb.) doğru olmasına dikkat edin, aksi durumda sigortalılar riskin doğru beyan edilmemiş olması nedeniyle eksik hasar ödemesi ile karşılaşabilirler.

Bu dört afetten korunmak isteyen bir tüketici poliçesini yenilerken ya da oluştururken araç, iş yeri ve konut sigorta tekliflerini aldıklarında bu afetleri karşılayan teminatların olup olmadığını mutlaka kontrol etmeliler. Bu teminatlar yoksa veya eksikse acentelerinden talep etmeliler.

Sigorta bir masraf mı?

Sigorta bir masraf mı?

Evet, ilk düşünüşte bir gider kalemi olduğu kesin. Ama mağduriyeti sigorta yaptırdığı için önlenmiş bir kişiye sorduğumuzda “İyi ki sigorta yaptırmışım” diyecektir. İnsanın başına gelmeden işin önemini anlayamıyor. Evet, sigortaya ödenen primler çok şikayet konusu oldu. Fakat mağduriyeti sigorta şirketlerince önlenmiş kişiler aynı fikirde değiller. İhtiyacımız olduğunda alamayacağımız tek şeyin sigorta poliçesi olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Geçen gün bir karikatür sosyal medyada dolaşıyordu. Sigortacıların bir tek kilodunu almadığından şikayet eden bir vatandaş karikatürüydü. Otomobil fiyatları artıyor, benzin, gıda maddelerine enflasyonun çok üzerinde zamlar geliyor, kimse şikayetçi olmuyor. Ama sigorta fiyatlarına çok pahalı denilebiliyor. Hazine Müsteşarlığı müdahale etti ve fiyatlar neredeyse yüzde 30-40 düştü, ama hala şikayet ediyoruz.

Diğer taraftan cebimizde sigara… Yıllık buna ödediğimiz parayı hiç düşünmüyoruz. Sağlığımızdan neler alıp götürdüğünü bilerek üstelik. Ama sigortanın olası bir mağduriyetten bizi ne kadar koruyacağını tahmin etmemize rağmen poliçelere ödenen para için lanet okuyanları duyuyorum. Son olarak en basitinden, bayramda gidiş- dönüşlerde yaşanan can kaybı ve milyonlarca TL’lik maddi hasarları düşünsek bile yeter. Bu maddi hasarları yaşayanlar bir süre önce sigortaya ödediği prim için “Bu paralar sigortacılara haram olsun” diyenler olma olasılığı hiç yok mu? Tabii ki var. Sigorta şirketlerine o kadar da haksızlık etmemek lazım. Hayatta hiç bir şeyin garantisi yok, bütçemiz elverdiği şekilde hayatımızı ve malımızı sigortaya emanet etmekte fayda var.

Ne zaman, neyin olacağı belli değil artık. Kim düşünebilirdi ki İstanbul’un göbeğine cevizden büyük dolu yağacağını, evlerimizin otomatik silahla taranmış gibi, otomobillerimizin de delik deşik olacağını. Öyle değil mi?

Yanan evladının yaralarını sağlık sigortası sardı

Ailesinin sağlığını sigorta ile güvenceye alan Coşkun Çalık’ın küçük oğlu mangal tutuştururken patlayan jel sebebiyle yandı. Evladının 250 bin TL’yi bulan tedavi giderini sigorta şirketinin karşıladığını açıklayan Çalık, “Kendi çabalarımızla bu masrafların altından kalkamazdık” dedi.

ŞERİFE KAYA / HAYATIMIZ SİGORTALI

Sigorta yaptırmakta direnen ama acentesinin ısrarlarına dayanamayıp sigorta ile tanışan Coşkun Çalık’ın hikayesi, sigortanın gereksiz olduğu kanaatinde olanları düşündürecek nitelikte… Poliçe yaptırmadan önce sigortayı para tuzağı olarak gören Çalık, sağlık konusunda birkaç operasyon geçirdikten sonra sigortanın gereksiz olmadığını anlamış. Zaman zaman sağlık sigortasından vazgeçmek isteyip tekrar yaptırmamaya karar veren ama acentesinin ısrarlarına dayanamayıp poliçesini yenileyen Çalık, şimdi poliçe yenileme dönemlerini kendi takip ediyor ve aksatmamaya özen gösteriyor. Çalık, 2006 yılından beri konut, iş yeri, kasko, trafik, özel sağlık gibi tüm sigortalarını eksiksiz yaptırıyor ve her sene yeniliyor.

Çalık son olarak, bir buçuk yıl önce yedi yaşlarındaki oğlunun başına gelen kazadan sonra “Sigortamızı iyi ki de yenilemişiz” diyor. Ve yaşadığı olay neticesinde sağlık sigortasının ne kadar önemli olduğunu eşine dostuna anlatıyor, “sigortanızı yaptırın” önerisinde bulunuyor…

Hem acentem hem de sigorta şirketim hep yanımdaydı

Sigortaya bu kadar önem vermesinin sebeplerinden birini sigorta şirketinin yaklaşımından memnun kalması olarak açıklayan Coşkun Çalık, şöyle konuşuyor: “Acentemin yanı sıra sigorta şirketim Axa Sigorta’nın da her zaman yanımda olduğunu görünce sigortaya olan bakış açım değişti. Acentem de sadece poliçe yenileyeceğimiz zaman değil hasarda, hastalıkta da yanımızda oluyor. Bir hasarla karşılaştığım zaman hemen acentemi arıyorum. Acentem sorunu hızlıca çözüyor. İnternetten bir poliçe alsaydım karşımda bir muhatap bulabilir miydim bilmiyorum. Çünkü bir telekomünikasyon şirketine bile telefonla ulaşabilmek, derdimizi anlatmak için çok uğraşıyoruz. Bu nedenle yüz yüze iletişimi her zaman daha kuvvetli buluyorum.”

Bazen sigortamı yenilemek istemedim…

Altı çocuk babası Çalık, her sene hem eşini ve kendisini hem de çocuklarını sağlık sigortası ile güvenceye alıyor. Sigorta ile acente olan arkadaşının vasıtasıyla tanıştığını söyleyen Çalık, şöyle konuşuyor: “Acentem Vizyon Sigorta Aracılık Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Ekmen, sağlık sigortasının faydalarını anlatıyordu, ama anlattıkları bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu. Hem bireysel emeklilik hem de sağlık sigortası gibi kavramların para tuzağı olduğunu düşünüyordum. Bir gün yine sigorta yaptırmam konusunda ısrarcı oldu ve bu sefer yaptırdım sigortayı. Poliçeler her yıl yenileniyormuş. Zaman zaman sigortamı yenilemek istemedim. Sigorta almamaya karar veriyordum ama acentem yine beni ikna ediyor, yeniliyorduk poliçemi. Benim de sağlıkla ilgili sıkıntılarım olunca bunun bir ihtiyaç olduğunu düşündüm ve sigortadan vazgeçmedim artık. Çocuklarıma da sigorta yaptırdım.”

Oğlunun tüm hastane masrafları karşılandı

Bundan bir buçuk yıl önce, şu an dokuz yaşında olan oğlu Hüseyin Muhammed Enes’in, mangal tutuştururken patlayan jel sebebiyle bir kaza geçirdiğini söyleyen Çalık, olayı şöyle anlatıyor: “Oğlumun yüzü, boynu, gövdesinin bir kısmı, bacak ve kollarında bazı yerleri bu kazada yandı. Enes, Kartal’da bir devlet hastanesinde ilk tedavisini gördü. Buradaki doktor bazı medikal ürünlerin dışarıdan alınması gerektiğini söyledi ve bunları devlet sigortası karşılamıyordu. Bu ürünleri sağlık sigortamızla temin ettik. Kartal’dan sonra özel bir hastanede ameliyatlara, tedaviye devam edildi. Sigorta şirketimiz, fizik tedavi de dahil olmak üzere yine tüm hastane masraflarını karşıladı. Tedavinin tamamı için büyük bir meblağ gerekiyordu ve sigorta şirketinin bunu karşılıyor olmasına ben inanamadım.”

500 TL’lik poliçe sadece 150 TL yükseldi

Enes’in sağlık durumunun iyiye gittiğini ve hayatını eskisi gibi devam ettirebildiğini söyleyen Baba Çalık, tedavi sürecinin ise henüz tamamlanmadığını da belirtiyor. Sağlık sigortasının ailesini büyük bir sıkıntıdan kurtardığını ifade eden Çalık, “Kendi çabalarımızla oğlumun tedavi masraflarının altından kalkamazdık. Sigorta neredeyse 250 bin TL’lik masrafımızı karşıladı. Sadece oğlum için değil, diğer çocuklarım ve ebeveyn olarak biz de çok defa özel sağlık sigortasından yararlandık. Kısacası sekiz kişi için 10 yılda ödediğimiz özel sağlık sigortası priminin kat be kat fazlasını sadece bir ameliyatın masrafıyla bile karşılamış olduk” diye konuşuyor. Oğlunun sağlık sigortasının yatarak tedavi teminatlı olduğunu açıklayan Çalık, yılda 500 TL ödedikleri primin kazadan sonra aşırı yükselmediğini, sadece 650 TL’ye çıkarıldığını da sözlerine ekliyor.

Aylık sigara parasına yıllık sağlık güvencesi

Sadece sağlık sigortası olmadığını, konut sigortası, kasko sigortası, iş yeri sigortası olduğunu ifade eden Çalık, aynı zamanda iki yıldır da eşiyle birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) katılımcısı olduğunu da söylüyor. Çalık, “Yılda 500-600 TL ödeyeceğiniz sağlık sigortası, iki ayda sigara için harcanan para bile etmiyor. İki aylık sigara parasına bir yıllık sağlık sigortası yaptırmış oluyorsunuz. Günde 1 TL dahi bir kenara koysanız poliçenin size hiçbir masrafı olmayacağını göreceksiniz. Ya da bir arkadaşınızla akşam yemeğe çıktığınızda bile bir gecede 200 TL harcayabiliyorsunuz. Bunları düşündüğümüzde sağlık sigortası yaptırmanın hiç de ekstra bir masraf olmadığını göreceksiniz. Toplum olarak sigorta konusunda yeterli bilince sahip değiliz. Çünkü ben de öyleydim, ama gördüm ki sigorta çok önemliymiş” diye konuşuyor.

Lodos evimizin çatısını uçurdu

Coşkun Çalık, afetlerden, görünmez kazalardan, hastalıklardan yana çok fazla mağdur olduklarını ama sigortadan da hep fayda gördüklerini belirtiyor. Çalık, eviyle ilgili başından geçen bir kazayı da paylaşıyor. Çamlıca’da yeni yaptırdıkları evin çatısının iki yıl önce lodos rüzgarı nedeniyle uçtuğunu söyleyen Çalık, çatının uçmasının yanı sıra tüm eşyaların da zarar gördüğünü ifade ediyor. Çalık, “Lodosla birlikte aynı zamanda şiddetli de yağmur vardı. Çatı uçunca eşyalarımız ıslanmaya başladı. Yatak odalarındaki gardıroplarımız, yerdeki parkeler yağmur suyundan şişti. Hemen acentemizi arayıp durumu bildirdik. Eksper geldi ve hasar raporu hazırladı. Çatımızın tadilatını bir onarım şirketine yaptırdık ve onarımı faturalandırdık. Sigorta şirketi de hem çatı hem de eşyalardaki hasarımız için bize yaklaşık 25 bin TL’lik ödemede bulundu” diye konuşuyor.

Kumbara hep azalır, BES ise sürekli birikir

Gelecek için birikim yapmak gerektiğini ve bunun için de Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) en güzel tasarruf araçlarından biri olduğunu söyleyen Coşkun Çalık, iki yıl önce eşiyle birlikte sisteme dahil olduklarını kaydediyor. Bireysel emeklilik için ayda 250 TL birikim yaptığını belirten Çalık, şöyle konuşuyor: “250 TL birikimin üzerine yüzde 25 oranında da devlet katkısı alıyorum. Bu paraya şu an varmış gibi bakmıyorum. 10 yıl sonra 56 yaşıma geldiğimde sosyal güvenceden emekli olacağım. Bunun yanı sıra BES’ten de emekli olup birikimimi toplu alacağım. Aynı emeklilik ikramiyesi gibi… BES’i bir kumbara gibi düşünüyorum. Ama kumbara kenarda durmaz, birikeceğine hep azalır. BES ise sürekli birikir.” Özellikle gençlere BES yaptırmaları konusunda tavsiyede bulunan Çalık, “Gençler, günde 5 TL bir kenara koyup 150 TL’lik bir BES hesabı açtırsalar, 10 yıl sonra devlet katkısıyla birlikte aşağı yukarı 20-25 bin TL biriktirmiş olacaklar. 20 yaşında birikim yapmaya başlayan bir gencin 30 yaşında bir kenarda 25 bin TL’si olacak, hiç de fena değil” diyor

Emekliliğini düşünenler BES’leniyor

Emekliliğini düşünenler BES’leniyor

 

Emekliliğini düşünenlere rahat bir gelecek sunacak olan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), birikim yapmak isteyenlerin tercihi olmaya devam ediyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin son verilerine göre sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 630 bin 402 kişiye ulaşmış durumda.

Emeklilik döneminde yaşam standardının düşmemesi için genç yaşta birikim yapmak gerekiyor. Tasarruf araçlarından biri olan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) de katılımcılara hem birikim yapmayı öğretiyor hem de birçok avantaj sunuyor. Her geçen gün sisteme ilgi artıyor ve katılımcı sayısı çoğalıyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) 6 Ocak 2017 tarihli verilerine göre sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 630 bin 402 kişiye ulaşmış durumda. Katılımcıların toplam fon tutarı 53.872 milyon TL, devlet katkısı fon tutarı ise 7.432 milyon TL’yi aştı. Yatırıma yönlenen toplam tutar da 43.898 milyon TL oldu.

Poliçeler artık ehliyete özel olacak

Türkiye Sigorta Birliği, trafik sigortasında sürücünün sorumluluğunu artıracak ‘ehliyet bazlı poliçe’ uygulaması için çalışmalara başladı. Böylelikle trafik kazalarında sorumluluk, aracı kullanan kişinin olacak.

SEVAL ÖZKAP / HAYATIMIZ SİGORTALI

Trafik sigortasında fiyatlar sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirleniyor. Böylelikle müşteri bazlı fiyatlama yapılıyor ve iyi-kötü sürücü ayrımı yapılıyor. Bu ayrımın temelinde ise hasar frekansı yatıyor. Yani, sık kaza yapan sürücü, trafikte dikkatli yol alan ve az hasar yapan ya da hasar yapmayan sürücüye göre daha fazla prim ödüyor.

Trafik sigortasında artan fiyatlar, tüm kamuoyunu içine alan bir kaosa dönüşmüş durumda. Yapılan kanunu düzenlemelerinin ardından nisan ayından ekim ayı sonuna kadar primlerde yüzde 11’lik bir düşüş yaşandı. Ancak istenen ve beklenen fiyatlar henüz yakalanamadı, zarar ve karsızlık ise sürüyor. Sektör temsilcileri, şirketlerin artan maliyetlerine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Trafik sigortasında eski fiyatlara dönmek çok zor!”

TSB çalışmalara başladı Sigorta Eksperi Mustafa Nazlıer

Trafik sigortasında fiyatların düşmesinde kazaların azalması ve sürücülerin kurallara uygun araç kullanımı da büyük önem arz ediyor. Bu noktada ise sektörde ‘araca ayrı, sürücüye ayrı poliçe’ düşüncesi oluşmaya başladı.

Sigorta Eksperi Mustafa Nazlıer, dergimizin kasım ayı sayısında yer alan köşe yazısında ‘Rüzgar Çetin’ örneğinden yola çıkarak, iki kez alkollü araç kullanmaktan ehliyeti alınan, 28 ayrı trafik cezası bulunan alan sürücünün her sürücü ile aynı haklara sahip olmaması gerektiğini ve bu tür durumlarda kazalara aracın değil, sürücünün neden olduğunu belirterek, “Sürücünün poliçesi ayrı olmalı” önerisinde bulunmuştu. “Gerçek bir çözüm önerisi aranıyor ve isteniyorsa zorunlu trafik sigortasında asıl hedef ve amaç sürücü olmalı” diyen Nazlıer’in bu önerisini sektöre ve Türkiye Sigorta Birliği’ne (TSB) sorduk. TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu ise Birlik’in ‘ehliyet bazlı poliçe’ üzerinde çalıştığı bilgisini verdi.

Poliçe primini sürücü performansı belirleyecek

Bilindiği gibi trafik sigortası zorunlu bir poliçe ve araç plakası esas alınarak oluşturuluyor. Tüm zararlar da bu doğrultuda karşılanıyor. Aslında trafik sigortasında artan maliyetler de bu noktada oluşuyor. Araç hasarları dışında kalan, bedeni zararlar ve değer kaybı tazminatları da şirketlerin maliyetlerini artırıyor. Bu noktada ise hasar oranının düşürülmesi en büyük çözüm olarak görülüyor. Hasar oranlarını düşürmek için ise sürücü odaklı hareket edilmesi gerekiyor. Yani, Birlik’in de çalışmaları neticesinde oluşacak ehliyet/sürücü bazlı poliçelerle trafikte sorumluluk araç plakasına değil, sürücünün kendi performansına yüklenecek.

Araçlarımızı bazen eşimize, dostumuza ya da çocuğumuza emanet edebiliyoruz. Kendimiz ne kadar dikkatli olsak da şoför koltuğunda kendimiz oturmadığımız durumlarda oluşan hasarlar, araç plakamız dolayısıyla kendimize yük oluyor. Sürücü, yani ehliyet bazlı poliçelerle bu gibi durumların da önüne geçileceği düşünülüyor.

İyi-kötü sürücü ayrımı meyvelerini vermeye başladı

Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu’nun verdiği bilgilere göre, iyi-kötü sürücü ayrımı meyvelerini vermeye başladı ve hasar frekansı yüksek olan sürücüler trafik sigortası primlerindeki artışla beraber trafik kurallarına uygun araç kullanmaya dikkat etmeye başladı. Eroğlu, “Serbest tarifenin başladığı 2010 yılından Ekim 2015 tarihine kadar hasarlı sürücülerin yer aldığı 1, 2 ve 3’üncü kademedeki poliçe sayısındaki azalış ve hasarsız sürücülerin yer aldığı 5, 6 ve 7’nci kademedeki poliçelerin artış trendini ortaya koyan veriler de bu görüşün doğruluğunu ortaya koyuyor. Son yasal değişikliklerin mahkeme kararlarına yansımasıyla birlikte pozitif trendin etkisi daha da net hissedilecektir” dedi.

Eroğlu: Her sürücü kendi performansından sorumlu olacak Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu

Trafik sigortalarında kanun değişikliğiyle bazı mevzuatsal sorunlar çözüme kavuşturulmuş olsa da değer kaybı talepleri, eşdeğer parça kullanımının düşmesi, asgari ücret artışının maliyetlere etkisi, asgari ekspertiz ücret tarifesi, tarife sistemine müdahale gibi birçok yapısal sorun devam ediyor.

Maliyet üzerindeki en etkili faktörler arasında yer alan toplam hasar oranının düşürülmesine yönelik önlemlerin hayata geçirilmesi de önem taşıyor. Trafik primlerindeki düşüş için kritik olan en temel faktörler, toplam maliyetlerin azaltılması, kazaların azaltılması, sürücülerin trafik kural ve işaretlerine daha fazla uyumudur. Bunun yapılabilmesi için ise serbest tarife sisteminden vazgeçilmemesi, trafik kurallarını sürekli ihlal eden sürücülerle ilgili yaptırımların artırılması, bölünmüş karayolu yapımı suretiyle gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının trafik cezalarını caydırıcı etki sağlayacak şekilde desteklenmesi gibi önlemlerin alınması gerekiyor.

Her sürücünün hasar performansı birbirinden farklı olmasına rağmen, birden fazla araca sahip olan gerçek kişi sigortalılara ait araçların eş, çocuk gibi aile fertlerine de tahsis edilebilmesi sebebiyle iyi/kötü tüm hasar performanslarının araç maliki sıfatını taşıyan işletene atfediliyor. Her sürücünün hasar performansının birbirinden farklı olduğu noktasından hareketle, “kişi temelli poliçe tanzim sistemi” ile de prim farklılaştırması yapılabilecek; dolayısıyla kusursuz sürücülerin fiyat artışından olumsuz etkilenmemesi sağlanacak olup trafik sigortasının sosyal yönü yeniden ön plana çıkarılacaktır.

Kişi temelli poliçe tanzim sistemi uygulaması, ehliyet bazlı bir poliçe sisteminin oluşması anlamını taşıyor. Aynı zamanda ehliyet puanı, trafik cezaları gibi sürücüye ilişkin verilerin de kullanılması Birliğimizce en doğru yöntem olarak görülüyor. Bununla birlikte bu sistemin yurtdışı uygulamaları ve sistemin ülkemize uyarlanabilirliği detaylı şekilde incelenerek analiz edilmesi gerekmekte olup Birliğimizce bu alanda bir çalışma yürütülüyor.

Aytekin: Sürücü temelli poliçe sağlıklı kurgulanmalı

Fiyat artışı ve kârsızlık sorunlarının öncelikli çözümünün maliyetlerin doğru yönetilmesinden geçtiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde mevcut tablonun çok fazla değişmeyeceğini söyleyebiliriz. Trafik poliçesinin kapsamakta olduğu teminatların yeterince net tanımlanmamış olması ve tazminat yöntemleri üzerinde belirli bir standardın bulunmaması, hak sahipleri ve sigorta şirketlerinin belirsiz ve verimsiz süreçlerle karşı karşıya kalmalarına neden oluyordu. Bu bakımdan Hazine Müsteşarlığı tarafından hayata geçirilen yeni düzenlemeleri sigortalı ve sektör açısından önemli buluyoruz. Düzenlemelerin yargı tarafından tanınmasıyla birlikte hasar maliyetlerinin kontrol altına alınacağını ve bu şekilde fiyatların reel anlamda düşmesine olanak sağlanacağını söyleyebiliriz. Fiyatların reel anlamda düşmeden, düzenlemelerin olumlu etkisiyle maliyet bazının sadece belli oranda düşmesi, mevcut sorunları yeteri kadar çözmeyecektir. Ayrıca elbette ki trafik kazalarının azalması hem toplumumuzun sağlık ve refahı için hem de bu sigorta branşının sağlıklı işleyebilmesi için en önemli unsur.

Bir kişinin birden fazla araca sahip olması ya da araç sahibi ile sürücüsünün farklı farklı kişiler olabilmesi gibi durumlar için araçlara ayrı, sürücülere ayrı poliçe hazırlanması önerisini genel olarak değerlendirilmesi gereken bir öneri kabul ediyoruz. Tabii ki bu sistemin tüm detayları ile ele alınarak analiz edilmesi ve sağlıklı bir uygulama haline dönüşebilmesi için altyapı ve kurallarının titizlikle kurgulanması gerekiyor. Yapılacak analizler sonucunda uygulama esnasında hem sigortalılar hem de sigorta şirketleri açısından çözülmesi gereken çok fazla konu olacağına kanaat getirilirse bu yöne gitmemek daha makul bir seçim olabilir.

Trafik sigortası neden önemli?

Trafik sigortası neden önemli?

Trafik sigortası ile güvence sağlamayan bir araç kanun gereği trafiğe çıkamaz. Emniyet ekipleri tarafından kontrolü sağlanan trafik sigortası olmadan bir araç trafiğe çıkarsa ve bu durum tespit edilirse aracın trafiğe çıkmaması için gerekli olan işlemler yapılır. Sigortası yapıldıktan sonra araç trafiğe çıkabilir.

  • Trafik sigortası herhangi bir kaza durumunda karşı tarafın ve üçüncü şahısların hasarlarını güvence altına alır.
  • Kazada hasar masrafları sigorta tarafından ödenir, maddi açıdan koruma sağlanır.
  • Kişi başı vefat ve tedavi teminatı, kaza başına vefat ve tedavi teminatı ve araç ve kaza başına maddi hasar teminatı, avukatlık giderleri gibi durumlar da trafik sigortası tarafından karşılanır.

Sürücülerin maddi zararlarını ve karşı araçta bulunan ya da üçüncü kişilerin uğrayacağı ölüm ve yaralanma gibi tedavi masraflarını karşılayan trafik sigortasını prim ödememek için yaptırmaktan kaçınmayın

Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı, sadece olay yeri verilerini içeriyor. Trafik sigortası primlerin belirlenmesinde de en büyük etken olan bu verilerde, trafik kazası nedeniyle nakil sırasında ve hastanede yaşanan hayat kayıplarının da dikkate alınması isteniyor.

Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Trafik sigortası, 2015 yılının ikinci çeyreğinden itibaren yaşamımızın en büyük parçası haline geldi. Yaşanan prim artışlarıyla oluşan ortamda sigortalılar, sigortacılar ve kamu karşı karşıya geldi diyebiliriz. Trafik sigortasında primlerin artışlarını önlemek için Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlemeye gidileceğinin açıklanması ile yeni bir süreç başladı. Ancak trafik sigortasının gündemi bitmek bilmiyor.

Bu süreçte sigorta şirketlerinin trafik sigortası primleri arasındaki farklar nedeniyle fiyatlama yapılırken baz aldıkları kriterlerle ilgili soru işaretleri oluşmaya başladı. Hazine’nin de bu konuda bir çalışma başlattığı belirtiliyor.

Kazalar belirleyici oluyor

Sigorta şirketleri, trafik sigortası primlerini belirlerken temel üç aşamaya dikkat ediyor. Bunlar, ödenen bedeni hasar tazminatları (ölüm ve sakatlıklar), maddi hasar tazminatları ve değer kaybı olarak sıralanıyor. Ancak primlerin belirlenmesinde en değerli veri, trafik kazalarında yaşamını kaybeden ve sakat kalan kişilerin sayısı oluyor. Ayrıca ülkemizdeki toplam araç sayısının bilinmesi gerekiyor. Geriye aktüeryal hesabın yapılması kalıyor…

Trafik sigortalarında primlerin kazalarda hayatını kaybeden kişilerin azalmasıyla da doğru orantılı olduğunu söylemek mümkün. Altyapısı geliştirilmiş yollar, yollarda alınan önlemler, araçlardaki teknolojilerin artması, emniyet kemeri kullanımı, araç kullanım hızının düşmesi gibi önlemler sayesinde her yıl trafik kazalarında ölüm oranları azalıyor. Ayrıca ambulansların hızlı bir şekilde olay yerine intikal etmesi de ölüm oranlarını azaltan en büyük etken olarak yer alıyor.

Ölümlerin %50’si olay yerinde

Kazalarda ölümlerin yaklaşık yüzde 50’si saniyeler ve dakikalar içinde oluyor. Bu dönemdeki ölümler beyin, beyin sapı, spinal kord, kalp ve büyük damar yaralanmasına bağlı ortaya çıkıyor. Bu tip yaralılara müdahale genel anlamda etkin olmuyor ve olay yerinde ölüm gerçekleşiyor. Ölümlerin yüzde 30’u yaralanmadan dakikalar ve ilk birkaç saat içinde oluyor. Bu dönemde epidural veya subdural kanamalar, hemopnömotoraks, dalak rüptürü, karaciğer laserasyonu, pelvik kırıklar veya belirgin kan kaybına yol açan diğer yaralanmalara bağlı ölümler oluyor. Yaralanmaların yüzde 20’si de sıklıkla günler ve haftalar içinde hastanede sepsis veya multi organ yetmezliğinden ölüme sebebiyet oluyor.

TÜİK verileri gerçeği yansıtmıyor

Sigorta şirketleri, trafik sigortası risk primlerindeki payı yüzde 60’lara varan ölüm ve sakatlanma etkenini belirlemek için Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerini kullanıyor. TÜİK verilerine göre 2014 yılında 1.2 milyon kaza gerçekleşirken, bu kazaların sadece 168 bin 512’sini ölümlü/yaralanmalı kazalar oluşturuyor. Bu kazalarda ise 3 bin 524 kişi yaşamını kaybederken, 285 bin 59 kişinin yaralandığı görülüyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise 3 bin 524 rakamının hayatını olay yerinde kaybeden kişileri göstermesi. Kazayı takip eden günlerde hastanelerde hayatını kaybeden, ciddi yaralar alıp kazadan birkaç hafta sonra hayatını kaybeden kişilerin sayısı, Sağlık Bakanlığı verilerinde bulunmuyor, çünkü hastaneler böyle bir kayıt tutmuyor. Özel sigorta şirketlerinin verileri ise olay yerinde yaşam kaybının yüzde 45’ler seviyesinde olduğunu gösteriyor. Böyle bakıldığında, trafik kazalarında 3 bin 500’ü olay yerinde, 5 bin 500’ü hastanelerde olmak üzere yılda yaklaşık 9 bin kişinin hayatını kaybettiği sonucu ortaya çıkıyor.

Görünmeyen maliyet var

2006 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Trafik Güvenliği Projesi’nde yapılan projeksiyonlarda trafik kazaları neticesinde olay yerinde, nakil sırasında ve hastanelerde yaşanan toplam ölümler için 2011 yılı tahmini 9 bin 200 kişi olarak görülüyor. Bu doğrultuda sektör tahminleri geçtiğimiz yıl ülkemizde 9 bin kişinin yaşamını yitirdiği yönünde. Sektör, trafik sigortasında primlerin belirlenmesinde bu bilgilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Yani sektör yöneticileri, trafik sigortası fiyatlarında görünmeyen bir maliyetin olduğunun altını çiziyor.

Hastanelerde kayıt düzeni değiştirilmeli

Hastanelerde kayıt düzeninin trafik sigortası nedeniyle nakil sırasında ve hastanede yaşanan hayat kayıplarını belirleyecek şekilde tasarlanmasının sorunun çözümünde önemli bir adım olacağı düşünülüyor. Sağlık Bakanlığı’na iletilecek bu verilerin TÜİK’te kaza, ölü ve yaralı sayısı tablolarında birleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Trafik sigortasında fiyatlama nasıl yapılıyor?

Trafik sigortası fiyatlandırmasında çeşitli yöntemler uygulanmakla birlikte genellikle beklenen hasarın maddi, bedeni hasar teminatları bazında modellenmesi yoluyla yapılıyor. Bunun için uygulama adet yeterliliği ve veri güncelliği dengesi korunarak bir geçmiş hasar-poliçe verisi elde edilmesi ve bu veri üzerinde hasar frekans ve şiddetine dair bir modelleme yapılması üzerine kurulu. Modelleme için en yaygın metot Genelleştirilmiş Lineer Model (GLM) olmakla birlikte tek yönlü-çok yönlü analiz, karar ağaçları gibi daha farklı uygulamalar da mevcut. Modelleme sonucunda oluşan hasara dair bir tahmin yapılıyor, bunun üzerine gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş hasarlara ilişkin tahminler, büyük hasarlar ve hasar masrafları eklenerek nihai hasar elde ediliyor. Komisyonlar, genel masraf ve diğer yüklemelerin yapılmasıyla da nihai satış primi elde ediliyor. Fakat kimi zaman şirketlerin stratejileri ve mevzuat, bu hesaplanan prim üzerinde değişiklikler ya da düzeltmeler yapılmasına sebebiyet verebiliyor.

Mağdur sigortalı önce şirketine, sonra yargıya gidecek

Mağdur sigortalı önce şirketine, sonra yargıya gidecek

Zorunlu Trafik Sigortası’nda yapılan düzenlemelerde sektör, beklentilerine bir adım daha yaklaştı. Plan ve Bütçe Komisyonu, tazminat taleplerinde önce sigorta şirketine başvurulmasını öngören 6’ncı maddeyi onayladı. Şimdi gözler, bugün ve yarın gerçekleşecek olan Genel Kurul’da…

SİGORTA MEDYA ÖZEL

Sigorta sektörü merakla Torba Kanun’u bekliyor… Nedeni ise Zorunlu Trafik Sigortası’nda yapılacak olan düzenlemeler. Daha önce TBMM’ye giden kanun tasarısıyla sigortacıların trafik sigortasının maliyetini artırdığını öne sürerek düzeltilmesini istediği dört konudan ikisi onaylanmıştı. Yasalaşması için Torba Kanun tasarısına konulan iki maddeden ilki kusurlu sürücüler, ikincisi ise sigorta şirketlerinin tazminat ödemesi uygulaması ile ilgiliydi. Ancak sektör, tazminat talebi olan kişilerin mahkemelere gitmeden önce sigorta şirketlerine başvurmasını ve geçmişte ibralaşılarak (anlaşılarak) kapatılan dosyaların kanun ve durum değişikliklerine göre bir daha açılmaması konularının da çözüme kavuşturulmasını istiyordu.

Son olarak tazminat talepleri de Torba Kanun tasarısına girdi. 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesinde yapılan değişiklikle sigortalının doğrudan doğruya talep ve dava hakkı düzenlendi. İlgili madde, bugün ve yarın gerçekleşecek Genel Kurul’da görüşülecek. Torba Kanun tasarısının 6’ncı maddesine göre, tazminat talebi başvurusunda bulunacak olan mağdurun dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapması gerekiyor. Sigortalı, şirketinden 15 gün içinde dönüş alamaz ya da uyuşmazlık sürerse dava açma hakkına ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma hakkına sahip olabilecek. Torba Kanun tasarısında yer alan 6’ncı maddeye göre Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesi şöyle değişti:

“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”

  1. madde neden önemli?

97’nci maddede yapılan değişiklik, sigortacılar açısından büyük önem taşıyor. Tazminat talebi olan sigortalının sigorta şirketinden önce yargı yolunu tercih etmesi alacağı tazminatın önemli bir kısmını aracılara ödemesi anlamına geliyor. Böylelikle sigortalının mağduriyeti artıyor, tazminat hakkını da olması gerektiği kadar alamıyor.

Sigortacıların yükümlülüğü esnetiliyor

Meclis’e giden taslakta yer alan iki konu ise sektörde memnuniyet yarattı. Mevcut kanunun zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında tutulan şartlarına; “Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri”, “İlgililerin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve “Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler” ifadeleri eklendi. Böylece yüzde 100 kusurlu olmasına rağmen hayatını kaybeden kişinin ailesine ödeme yapılması uygulamasına son verilmesi bekleniyor.

Taslakta yer alan bir başka düzenlemeyle tazminat ve giderlerin ödenmesinde istenen, “Kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağı veya bilirkişi raporu” uygulaması kaldırılıyor. Yerine “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarıyla Belirlenen Belgeler” getiriliyor. Böylece kaza tespit tutanağının ardından sigortacının 8 iş günü içinde ödeme yapması yükümlülüğü esnetiliyor.