Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı, sadece olay yeri verilerini içeriyor. Trafik sigortası primlerin belirlenmesinde de en büyük etken olan bu verilerde, trafik kazası nedeniyle nakil sırasında ve hastanede yaşanan hayat kayıplarının da dikkate alınması isteniyor.

Ölümlü kazalarda ‘olay yeri’ gerçeği

Trafik sigortası, 2015 yılının ikinci çeyreğinden itibaren yaşamımızın en büyük parçası haline geldi. Yaşanan prim artışlarıyla oluşan ortamda sigortalılar, sigortacılar ve kamu karşı karşıya geldi diyebiliriz. Trafik sigortasında primlerin artışlarını önlemek için Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlemeye gidileceğinin açıklanması ile yeni bir süreç başladı. Ancak trafik sigortasının gündemi bitmek bilmiyor.

Bu süreçte sigorta şirketlerinin trafik sigortası primleri arasındaki farklar nedeniyle fiyatlama yapılırken baz aldıkları kriterlerle ilgili soru işaretleri oluşmaya başladı. Hazine’nin de bu konuda bir çalışma başlattığı belirtiliyor.

Kazalar belirleyici oluyor

Sigorta şirketleri, trafik sigortası primlerini belirlerken temel üç aşamaya dikkat ediyor. Bunlar, ödenen bedeni hasar tazminatları (ölüm ve sakatlıklar), maddi hasar tazminatları ve değer kaybı olarak sıralanıyor. Ancak primlerin belirlenmesinde en değerli veri, trafik kazalarında yaşamını kaybeden ve sakat kalan kişilerin sayısı oluyor. Ayrıca ülkemizdeki toplam araç sayısının bilinmesi gerekiyor. Geriye aktüeryal hesabın yapılması kalıyor…

Trafik sigortalarında primlerin kazalarda hayatını kaybeden kişilerin azalmasıyla da doğru orantılı olduğunu söylemek mümkün. Altyapısı geliştirilmiş yollar, yollarda alınan önlemler, araçlardaki teknolojilerin artması, emniyet kemeri kullanımı, araç kullanım hızının düşmesi gibi önlemler sayesinde her yıl trafik kazalarında ölüm oranları azalıyor. Ayrıca ambulansların hızlı bir şekilde olay yerine intikal etmesi de ölüm oranlarını azaltan en büyük etken olarak yer alıyor.

Ölümlerin %50’si olay yerinde

Kazalarda ölümlerin yaklaşık yüzde 50’si saniyeler ve dakikalar içinde oluyor. Bu dönemdeki ölümler beyin, beyin sapı, spinal kord, kalp ve büyük damar yaralanmasına bağlı ortaya çıkıyor. Bu tip yaralılara müdahale genel anlamda etkin olmuyor ve olay yerinde ölüm gerçekleşiyor. Ölümlerin yüzde 30’u yaralanmadan dakikalar ve ilk birkaç saat içinde oluyor. Bu dönemde epidural veya subdural kanamalar, hemopnömotoraks, dalak rüptürü, karaciğer laserasyonu, pelvik kırıklar veya belirgin kan kaybına yol açan diğer yaralanmalara bağlı ölümler oluyor. Yaralanmaların yüzde 20’si de sıklıkla günler ve haftalar içinde hastanede sepsis veya multi organ yetmezliğinden ölüme sebebiyet oluyor.

TÜİK verileri gerçeği yansıtmıyor

Sigorta şirketleri, trafik sigortası risk primlerindeki payı yüzde 60’lara varan ölüm ve sakatlanma etkenini belirlemek için Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerini kullanıyor. TÜİK verilerine göre 2014 yılında 1.2 milyon kaza gerçekleşirken, bu kazaların sadece 168 bin 512’sini ölümlü/yaralanmalı kazalar oluşturuyor. Bu kazalarda ise 3 bin 524 kişi yaşamını kaybederken, 285 bin 59 kişinin yaralandığı görülüyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise 3 bin 524 rakamının hayatını olay yerinde kaybeden kişileri göstermesi. Kazayı takip eden günlerde hastanelerde hayatını kaybeden, ciddi yaralar alıp kazadan birkaç hafta sonra hayatını kaybeden kişilerin sayısı, Sağlık Bakanlığı verilerinde bulunmuyor, çünkü hastaneler böyle bir kayıt tutmuyor. Özel sigorta şirketlerinin verileri ise olay yerinde yaşam kaybının yüzde 45’ler seviyesinde olduğunu gösteriyor. Böyle bakıldığında, trafik kazalarında 3 bin 500’ü olay yerinde, 5 bin 500’ü hastanelerde olmak üzere yılda yaklaşık 9 bin kişinin hayatını kaybettiği sonucu ortaya çıkıyor.

Görünmeyen maliyet var

2006 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Trafik Güvenliği Projesi’nde yapılan projeksiyonlarda trafik kazaları neticesinde olay yerinde, nakil sırasında ve hastanelerde yaşanan toplam ölümler için 2011 yılı tahmini 9 bin 200 kişi olarak görülüyor. Bu doğrultuda sektör tahminleri geçtiğimiz yıl ülkemizde 9 bin kişinin yaşamını yitirdiği yönünde. Sektör, trafik sigortasında primlerin belirlenmesinde bu bilgilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Yani sektör yöneticileri, trafik sigortası fiyatlarında görünmeyen bir maliyetin olduğunun altını çiziyor.

Hastanelerde kayıt düzeni değiştirilmeli

Hastanelerde kayıt düzeninin trafik sigortası nedeniyle nakil sırasında ve hastanede yaşanan hayat kayıplarını belirleyecek şekilde tasarlanmasının sorunun çözümünde önemli bir adım olacağı düşünülüyor. Sağlık Bakanlığı’na iletilecek bu verilerin TÜİK’te kaza, ölü ve yaralı sayısı tablolarında birleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Trafik sigortasında fiyatlama nasıl yapılıyor?

Trafik sigortası fiyatlandırmasında çeşitli yöntemler uygulanmakla birlikte genellikle beklenen hasarın maddi, bedeni hasar teminatları bazında modellenmesi yoluyla yapılıyor. Bunun için uygulama adet yeterliliği ve veri güncelliği dengesi korunarak bir geçmiş hasar-poliçe verisi elde edilmesi ve bu veri üzerinde hasar frekans ve şiddetine dair bir modelleme yapılması üzerine kurulu. Modelleme için en yaygın metot Genelleştirilmiş Lineer Model (GLM) olmakla birlikte tek yönlü-çok yönlü analiz, karar ağaçları gibi daha farklı uygulamalar da mevcut. Modelleme sonucunda oluşan hasara dair bir tahmin yapılıyor, bunun üzerine gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş hasarlara ilişkin tahminler, büyük hasarlar ve hasar masrafları eklenerek nihai hasar elde ediliyor. Komisyonlar, genel masraf ve diğer yüklemelerin yapılmasıyla da nihai satış primi elde ediliyor. Fakat kimi zaman şirketlerin stratejileri ve mevzuat, bu hesaplanan prim üzerinde değişiklikler ya da düzeltmeler yapılmasına sebebiyet verebiliyor.

Mağdur sigortalı önce şirketine, sonra yargıya gidecek

Mağdur sigortalı önce şirketine, sonra yargıya gidecek

Zorunlu Trafik Sigortası’nda yapılan düzenlemelerde sektör, beklentilerine bir adım daha yaklaştı. Plan ve Bütçe Komisyonu, tazminat taleplerinde önce sigorta şirketine başvurulmasını öngören 6’ncı maddeyi onayladı. Şimdi gözler, bugün ve yarın gerçekleşecek olan Genel Kurul’da…

SİGORTA MEDYA ÖZEL

Sigorta sektörü merakla Torba Kanun’u bekliyor… Nedeni ise Zorunlu Trafik Sigortası’nda yapılacak olan düzenlemeler. Daha önce TBMM’ye giden kanun tasarısıyla sigortacıların trafik sigortasının maliyetini artırdığını öne sürerek düzeltilmesini istediği dört konudan ikisi onaylanmıştı. Yasalaşması için Torba Kanun tasarısına konulan iki maddeden ilki kusurlu sürücüler, ikincisi ise sigorta şirketlerinin tazminat ödemesi uygulaması ile ilgiliydi. Ancak sektör, tazminat talebi olan kişilerin mahkemelere gitmeden önce sigorta şirketlerine başvurmasını ve geçmişte ibralaşılarak (anlaşılarak) kapatılan dosyaların kanun ve durum değişikliklerine göre bir daha açılmaması konularının da çözüme kavuşturulmasını istiyordu.

Son olarak tazminat talepleri de Torba Kanun tasarısına girdi. 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesinde yapılan değişiklikle sigortalının doğrudan doğruya talep ve dava hakkı düzenlendi. İlgili madde, bugün ve yarın gerçekleşecek Genel Kurul’da görüşülecek. Torba Kanun tasarısının 6’ncı maddesine göre, tazminat talebi başvurusunda bulunacak olan mağdurun dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapması gerekiyor. Sigortalı, şirketinden 15 gün içinde dönüş alamaz ya da uyuşmazlık sürerse dava açma hakkına ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma hakkına sahip olabilecek. Torba Kanun tasarısında yer alan 6’ncı maddeye göre Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesi şöyle değişti:

“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”

  1. madde neden önemli?

97’nci maddede yapılan değişiklik, sigortacılar açısından büyük önem taşıyor. Tazminat talebi olan sigortalının sigorta şirketinden önce yargı yolunu tercih etmesi alacağı tazminatın önemli bir kısmını aracılara ödemesi anlamına geliyor. Böylelikle sigortalının mağduriyeti artıyor, tazminat hakkını da olması gerektiği kadar alamıyor.

Sigortacıların yükümlülüğü esnetiliyor

Meclis’e giden taslakta yer alan iki konu ise sektörde memnuniyet yarattı. Mevcut kanunun zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında tutulan şartlarına; “Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri”, “İlgililerin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve “Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler” ifadeleri eklendi. Böylece yüzde 100 kusurlu olmasına rağmen hayatını kaybeden kişinin ailesine ödeme yapılması uygulamasına son verilmesi bekleniyor.

Taslakta yer alan bir başka düzenlemeyle tazminat ve giderlerin ödenmesinde istenen, “Kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağı veya bilirkişi raporu” uygulaması kaldırılıyor. Yerine “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarıyla Belirlenen Belgeler” getiriliyor. Böylece kaza tespit tutanağının ardından sigortacının 8 iş günü içinde ödeme yapması yükümlülüğü esnetiliyor.